15 Ekim 2010 Cuma
6 Ekim 2010 Çarşamba
KERESTE(Taşlama)
KERESTE...
15 Eylül 2010 Çarşamba
ISLAK RAYLAR
Kazım Cömert, Erzincan doğumlu ama Hollanda'da yaşayan bir öğretmen yazar. Islak Raylar adlı kitabında Avrupa'da çalışam işçilerimizin kendi gelenek ve kültürleriyle gelişmiş batılı ülkelerdeki çelişkilerini ve trajik komik durumlarını dile getirmiş. Bunlardan Kırmızı Valiz adlı öykü beni acı acı güldürdü. Hollanda'da çalışan Memiş Can, eşyalarını arabaya yükleyip tam memleketine gitmeye hazırlanırken, yanında kalan annesi ölüveriyor. Ölüm sigortası ve resmi işler zaman alacaktır. Pahalıya da mal olacaktır. O da annesini cesedini kırmızı bir valize koyup sağına soluna naftalin yerleştirir ve arabanın üstüne bağlar, yola çıkar. Ama evdeki hesap çarşıya uymaz. Mola verip uyudukları sırada kırmızı valiz çalınır. Hırsızlar onu değerli bir eşya sanmışlardır...
Bu öykü bana şu fıkrayı anımsattı:
Cimri bir İskoçyalının babası ölüyor. Oğlu, köyüne gömülmesini vasiyet eden babasının cesedini trenle götürmeye karar veriyor ama ölü için istenen para dirilerden çoktur. O da babasını giydirip diriymiş gibi kompartımana oturtuyor. İçerde kimse yoktur. Oğul sıkılıp dolaşmaya çıkıyor. Aksilik bu ya, ara istasyonlardan birinden trene bir yolcu biniyor ve babanın karşısına oturuyor, selam verip kendisiyle konuşmak istiyor ama baba susmakta, gözlerini ona dikip durmaktadır. Yocu siz beni adam yerine koymuyor musunuz diye adama şöyle bir vurur ve ony yere yuvarlar. Hareketsiz olduğunu görünce de katil oldum diye çırpınır, ne yapacağını şaşırır. Tam o sırada tren tünele girmiştir. Adam onu aldığı gibi pencereden dışarı atar, bir şey olmamış gibi oturur. Oğul gelip babasını sorunca da gayet sakin, "O yaşlı adam geçen istasyonda trenden indi" der.
İş işten geçtikten sonra, neye yarar ah ile vah
Böyle hayırlı evlat vermesin Allah!
Bu öykü bana şu fıkrayı anımsattı:
Cimri bir İskoçyalının babası ölüyor. Oğlu, köyüne gömülmesini vasiyet eden babasının cesedini trenle götürmeye karar veriyor ama ölü için istenen para dirilerden çoktur. O da babasını giydirip diriymiş gibi kompartımana oturtuyor. İçerde kimse yoktur. Oğul sıkılıp dolaşmaya çıkıyor. Aksilik bu ya, ara istasyonlardan birinden trene bir yolcu biniyor ve babanın karşısına oturuyor, selam verip kendisiyle konuşmak istiyor ama baba susmakta, gözlerini ona dikip durmaktadır. Yocu siz beni adam yerine koymuyor musunuz diye adama şöyle bir vurur ve ony yere yuvarlar. Hareketsiz olduğunu görünce de katil oldum diye çırpınır, ne yapacağını şaşırır. Tam o sırada tren tünele girmiştir. Adam onu aldığı gibi pencereden dışarı atar, bir şey olmamış gibi oturur. Oğul gelip babasını sorunca da gayet sakin, "O yaşlı adam geçen istasyonda trenden indi" der.
İş işten geçtikten sonra, neye yarar ah ile vah
Böyle hayırlı evlat vermesin Allah!
21 Ağustos 2010 Cumartesi
AŞK...
Milliyetteki Aşk konulu yazınızı ilgiyle okudum. Ben katkıda bulunmak istiyorum. Dost selamlar.
Aşk bir çocuk gibi doğmalı içimizde, bizi sevince boğmalı, gitgide büyümeli, serpilmeli, çiçeklenmeli.
Oysa tersi oluyor çağımızda. Büyük bir aşk(!) zamanla küçülüp kayıplara karışıveriyor, yerini nefret alıyor...
Eskiden giysilerimizi onarır, yeniden giyerdik. Şimdi böyle şeylerle uğraşmıyor, hemen bir yensini alıyoruz. Sökük ve yırtıklarla zamanımızı öldürmüyoruz! Tüketim toplumu bize eski at, yenisini al diyor...
Aşk da onarılmıyor artık. Eskiyince kadırıp atıyor, yeni aşklara yelken açıyoruz...
Aşk yaşamalı, yaşatmalı ama öldürüyor, öldürtüyor! Kişiler sevdiğini öldürmese bile kıskançlık ve ihanetlerle onu ölmekten beter ediyor...
Geçenlerde şu şarkıyla dansettiklerini gördüm:
Damarımda kanımsın
sevgilimsin canımsın(Ne güzel)
Başkasını seversen
bil ki yaşatmam seni!(Haydaa...Oldu mu ya?)
Kimi aşık da sevgilisinin kollarında ölmek istiyor, geride kalanın halini düşünmüyor:
Bahriyeli güzelsin
niçin beni üzersin
öldürürsen sen öldür
sevabıma girersin...
****
Çarşamba yollarında
Kelepçe kollarımda
Allah canımı alsın
o yarin kollarında
Böyle diyor bir türkü, Allah beni yaşatsın o yarin kollarında, demeliydi...
Aşk bir çocuk gibi doğmalı içimizde, bizi sevince boğmalı, gitgide büyümeli, serpilmeli, çiçeklenmeli.
Oysa tersi oluyor çağımızda. Büyük bir aşk(!) zamanla küçülüp kayıplara karışıveriyor, yerini nefret alıyor...
Eskiden giysilerimizi onarır, yeniden giyerdik. Şimdi böyle şeylerle uğraşmıyor, hemen bir yensini alıyoruz. Sökük ve yırtıklarla zamanımızı öldürmüyoruz! Tüketim toplumu bize eski at, yenisini al diyor...
Aşk da onarılmıyor artık. Eskiyince kadırıp atıyor, yeni aşklara yelken açıyoruz...
Aşk yaşamalı, yaşatmalı ama öldürüyor, öldürtüyor! Kişiler sevdiğini öldürmese bile kıskançlık ve ihanetlerle onu ölmekten beter ediyor...
Geçenlerde şu şarkıyla dansettiklerini gördüm:
Damarımda kanımsın
sevgilimsin canımsın(Ne güzel)
Başkasını seversen
bil ki yaşatmam seni!(Haydaa...Oldu mu ya?)
Kimi aşık da sevgilisinin kollarında ölmek istiyor, geride kalanın halini düşünmüyor:
Bahriyeli güzelsin
niçin beni üzersin
öldürürsen sen öldür
sevabıma girersin...
****
Çarşamba yollarında
Kelepçe kollarımda
Allah canımı alsın
o yarin kollarında
Böyle diyor bir türkü, Allah beni yaşatsın o yarin kollarında, demeliydi...
15 Ağustos 2010 Pazar
Eski şarkıya Yeni Söz
Geçenlerde dilime şöyle bir şarkı takıldı:
Nolaydı yar nolaydı
yar bade dolduraydı
şu garip gönlüm için
kanun icat olaydı
...
Gerisini getiremedim. Siz biliyorsanız lutfen bana yazıverin.
Ben şu sözleri ekledim kendi kendime:
Yarim haber vereydi
meltem olup eseydi
gönlündeki güllerden
bir demet göndereydi
***
Yar yanıma geleydi
yüzümü güldüreydi
içimdeki yangını
gülüyle söndüreydi
Ne dersiniz, güzel olmuş mu? Bu dizelerim ayrı bir şarkıya söz de olabilir. Tanıdığınız besteciler varsa iletiverin em mi?
Nolaydı yar nolaydı
yar bade dolduraydı
şu garip gönlüm için
kanun icat olaydı
...
Gerisini getiremedim. Siz biliyorsanız lutfen bana yazıverin.
Ben şu sözleri ekledim kendi kendime:
Yarim haber vereydi
meltem olup eseydi
gönlündeki güllerden
bir demet göndereydi
***
Yar yanıma geleydi
yüzümü güldüreydi
içimdeki yangını
gülüyle söndüreydi
Ne dersiniz, güzel olmuş mu? Bu dizelerim ayrı bir şarkıya söz de olabilir. Tanıdığınız besteciler varsa iletiverin em mi?
27 Haziran 2010 Pazar
Sahte Dostlara
Doğar ağlarım susturamazsınız
yaşarken ağlatırsınız güldürmezsiniz
yerlerde sürünsem aldırmazsınız
sevginiz saygınız lafta kalır
kör bencilliğinizi kaldıramazsınız
Ölürsem ağlamayın
Kandıramazsınız!
yaşarken ağlatırsınız güldürmezsiniz
yerlerde sürünsem aldırmazsınız
sevginiz saygınız lafta kalır
kör bencilliğinizi kaldıramazsınız
Ölürsem ağlamayın
Kandıramazsınız!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



